Ruhsal Egitim Merkezleri mi Sex Pazarı mı? (1.Bölüm)

 
 

 

 

Söylenmeyen ama çoğunluğun farkında olduğu şeyler vardır. Üç bölümlük bu yazı dizisinde işte bunu işleyeceğiz.

Kişisel-ruhsal gelişim amaçlı eğitimlerde öğrencileriyle yatan hocalar, hocalarıyla yatmak için çırpınan kadınlar, kocalarını-karılarını aldatan eşler… Her şehirde bir ilişkisi olan eğitimci, oluşturduğu yahoo grubunda sadece yattığı ya da yatma potansiyeli taşıyan kadınlara moderatorluk veren egitmen, Reiki, Nefes Tekniği, Deeksa; kısaca herhangi bir eğitimine katıldığı öğrenciyi yatağına atmak için can atan `üstadlar`, meditasyon çalışmalarında el ele çemberler oluşturmak amacıyla elini tuttuğu bayana cinsellık enerjileri aktaran spritüel… bunların hepsi de aynı sınıftandır: SPRİTUEL VAMPİRİZM…

Spritüel ortamda malesef boşanmamış insan, mutlu bir evliliğin devam ettiği aile sayısı çok azdır. Bu yazı dizimizde amacımız birilerini zan altında bırakmak, yargılamak değil. Amaç ruhsal ortama birşeyler öğren mek amacıyla gelen-gelmiş ve gelecek olan özellikle kadınların enerji vampirlerinden kendilerini korumaları, aynı şekilde erkek enerjilerin dişil vampirlerin farkında olmalarını sağlamak, bu enerji tıkanıklığının, bu kısır döngünün ve düzeysizliğin çözümü için enerjileri hareket ettirmektir. Cinselliği sağlıklı bir düzeye getireme miş bireyler, bunlar eğitmen, hoca, üsdat, reikici, din adamı, papaz, deeksacı, iş adamı, NLP ci, birer çok bilmiş olabilirler, ancak egolarını aşamadıkları için ellerindeki bilgiyi ve bulundukları ortamı kendi çıkarları için kullanıyor olacaklardır. Malesef spritüel ortamın cinci-muskacı hoca ortamlardan, kendine hoca, eğitmen diyen kimilerinin ise dizlerinde genç kızları okşadıkları tarikat şeyhlerinden farklarının kalmadığına tanık olmak özücüdür.

Rahmetli Tuğrul Büyükçopur ölümünden önce kaleme aldığı TATLI SU SPRİTUELLIĞI başlıklı yazısında yürekli bir şekilde ifade ettiği bu olgu günümüzde vahim sonuçlara ulaşmış durumda. Bakın Ertuğrul ne diyor:

“Yıllar önce ben kendi içimdeki çelişkiyi, kendime dair yargılarımı ve içsel savaşımı spritüel maskeler ardına gizlemeye çalışıyordum. O zamanlar ben bir Reiki Master’i idim. Master olmak ile özdeşleşerek kendimden kaçıyor ve diğerlerine karşı bir maske olarak kullanıyor dum. O dönemde neredeyse her hafta Reiki masterimla birlikte 30-40 kişilik grupları bir anda inisiyasyona alıyorduk. İnsanlara sevgiye, hoşgörüye, bağışlamaya ve Tanrısal duygulara dair konuşmalar yapıyor ve kendi ışıklarını ortaya çıkarmaları gerektiğini anlatıyordum ama kendimi sevgiyle hoşgörüyle kabul edememiş ve kendimi affedememiştim. Kendime dair yargılarımdan kurtulamamış olduğumdan etrafımızda olan bitenleri yargılıyor ve bu yargıları oldukça zeki bir şekilde kendimce spiritüel bağlamlar ile açıklayarak FETVA verir gibi insanlara anlatıyordum O dönemde bu realiteyi kabul etmeye hazır yüzlerce insan vardı çevremde, söylediklerimi büyük bir ilgi ile dinliyorlardı. Onlar dinledikçe ben daha büyük cesaret ile yargılamaya devam ediyordum, tabi ki tamamen spritüel, tanrısal bilgiler bağlamında!!! İçinde bulunduğum ayrılık illüzyonu o kadar güçlüydü ki, kendimi bütünden o kadar ayrı görüyordum ki, o karanlıktan bu ışıktan gibi en dualite realitesinin dibinden ayrımlar ile kötülemeler yapabiliyordum. Bir gün bir Reiki öğrencim geldi ve inisiyasyon aldı. O gün böyle güçlü bir 3. göz çakraya sahip daha önceden kimseyle karşılaşmadığımı düşündüğümü hatırlıyorum. Gerçekten 3. gözü inanılmaz bir aktivasyon seviye sindeydi. Ona hayran oldum ve bu hayranlığımı açık bir şekilde dile getirmek beni ve özdeşleştiğim konumu mu düşürür endişesiyle ona kendimi özdeşleştirdiğim Reiki Karuna Kundalini, RaSheeba, çart curt Master olarak yaklaştım. Çok basit olarak bir erkeğin bir kadına yaklaşması ve ona hislerinden bahsetmesi gibi bir durumu bile maskelerimin arkasından yapmaya çalışıyordum. 100’lerce insanın inisiyasyonunu yapmış ve onca insanın sözlerini dinlediği ben, hoşlandığım bir kadına basit bir şekilde bunu ifade bile edemiyor, bunun yerine ona yakın olabilmek için ilgili alanı olan spiritüel konuları kullanıyordum.“ERTUĞRUL BÜYÜKÇOPUR- (Tatlı Su Spritüelliği)

***

Evet, aynı maskeler altında, bu maskeleri kullanarak istediği erkeğe ya da kadınlara ulaşmak işlevini rahatça yürüten hocalar, eğitmenler, Reikiciler, Deeksacılar, Nefes Teknikçileri sucular bu cular ortamda cirit atıyorlar. Hem de ruhsallık adına, tanrısallık ve koşulsuz-sevgi adına.. Birlik adına.. Sakın yanlış anlaşıl masın; hiç kimsenin cinsel yaşamı başkalarını ilgilendirmez, burada konumuz o değil, konumuz ruhsallığın cinsel amaçlara alet ediliyor olmasıdır… Nelere tanık olmadık ki; on küsür yıllık evli kadınların kocalarını aldatıp gerekçe olarak da Başmelek Mikail böyle istedi diyenleri mi görmedik, önüne gelenle yatıp kalkmayı yaşam biçimi haline getirmiş olanların işlerine geldiği için “her şey uygundur“ felsefesine nasıl yattıklarına mı tanık olmadık, ahlaksızlığı ve onu bunu karalamayı `yeni enerji` diye pazarlayanları mı görmedik… her şehirde bir ilişki yaratıp her kadına ayrı bir hikaye anlatanları, ruhsal bilgilere sığınarak kendini neredeyse peygamber ilan edenleri mi görmedik.. Sözde kişisel-ruhsal gelişim merkezlerini sex panayırları haline getirenleri mı görmedik.. hangi birini sayalım… Geldiğimiz noktada bütün bunların halen yaşanıyor olması artık bir sıçrama yapmak zorunda olan spritüel ortam için olmazsa olmazdır. Birazcık dürüst olun ve yaptıklarınızı `spritüellik`, `ruhsallık` , `hocalık`, `üstadlık` gibi tabelalar ardına gizlemeyin; gidin istediğinizi yaşayın, zaten karışan yok. Ancak olay o değil, vampir burada; spritüel ortamda çünkü bu ortam buna açık ve o bunun değişmesini istemiyor.. Bu, SPRİTUEL VAMPRİZM`dir.

CUVALDIZI KENDİMİZE BATIRALIM

`İğneyi başkasına, çuvaldızı kendine batıracaksın` denmis. Çok doğru! Bizim derdimiz ortamda ahkam kesmek olmayıp aydınlanmak olduğu için entellektüel kitabı laflar içinde meleksel görsel efektler çizmek, canım cicim deyimleri eşliğinde sözde başka özde başka olmak bize gelmez…Pratikten çıkarız yola, yaşamdır aslolan… Yurtdışında yetişmiş olmam cinsellikle erken tanışmama neden oldu, iyi ki de öyle oldu. Ülkemiz malesef cinsellik konusunda halen kapalı bir toplum, bu son zamanlarda biraz değişiyor olsada bizim zamanımızda çok daha kapalıydı. O zamanlar (yetmişli yıllar, hatta sonrası) el ele dolaşmak vardı, bu büyük bir şeydi. Öpüşmek sevişmekle aynı anlama gelirdi. Onüç yaşındadan itibaren Türkiye`ye her yıl gelip gitmem nedeniyle iki toplumu birden gözlemleme olanağım oldu. On dokuz yaşlarındayken Ankara`da bir sınıf arkadaşımın bana halen ilk sevişmenin nasıl bir şey olduğunu soruyor olması çok garip gelirdi. Çünkü ben bunu onüç yaşımda deneyimlemiştim. Karşı cinsle iletim kurmak, bir ilişki yaratmak sorun değildi, bakkaldan ekmek ister gibi aynı rahatlıkla hoşuma giden bir bayana onunla olmak istediğimi söyleyebilirdim.. Bu her zaman kabul ediliyor demek değildi tabi. Ancak reddedilmesi beni acıtmazdı, ayıp olan karşı cinse teklifte bulunmak değil, karşı tarafın hayır demesine rağmen üzerine gitmek, onu rahatsız etmektir. işte bütün bunlar deneyimler sonucu elde edilen iletişim becerileriydi ve son derece insanca şeylerdi. Tabi bu rahatlığı Türkiye`de uyguladığımda sorunlar yaşadığım.. Türk kadını (tabi hepsi değil) cinselliğini zamanında ve rahatça yaşayamadığı gibi, evli ya da bir ilişkisi olmasına rağmen sex olayını bilmiyordu, orgazma yabancı ve bunun erkeklere has bir şey olduğunu sananlar dahi vardı. Hatta şu satırları okuyup, nasıl olupda benim gibi birinin böyle bir konuyu yazdığıma dahi şaşanlar, bunu ahlaksal bir sorun olarak görenler dahi olabilir.. Rahat olun, ben her konuda konuşup yazabilirim..

“Konuşandan zarar gelmez“ der halkımız, asıl tehlikeli olanlar gizlilik içinde kalıp gölgeleriyle yaşayanlar dır.

Son evliliğimle cinselliği tam anlamıyla anlamam, onu aşmam mümkün olabilmiştir. Cinsellik artık bende bir baskı oluşturmuyor. Aksine yaşandığında harika bir şey, olmadığında ise ille de bulunması gereken bir şey olmaktan çıkmış durumda. Bir kadına baktığında güzelliği cinselliğin dışında görebiliyorsan, sen çok ilerlerde sin demektir.. Bu aşkın duruma gelmelisin.

RUHSALLIKTA DERİNLEŞMEK CİNSELLİKTE ÇÖZÜM İSTER

Deneyimlerle biliyorum ki ruhsallık alanında derinleştiğinizde her türlü insansal duygu kendini tamımlamak, ne olduğunu anlamak amacıyla kendini ortaya atar.. Cinsellık bunlardan en önemlisidir. İşte o zaman erkekseniz bütün dünyayı düzecek, kadınsanız bütün erkekleri içinize alacak bir arzu duyabilirsiniz. Eğer en yakın zamanda çözüm bulamazsanız bu durum korkunç ve tehlikeli bir hal alabilir. Bunun çözümü onu bastırmak ya da yok saymak değil; dibine kadar yaşamaktır. Tabi etik bir şekilde. Günümüzde spritüel ortamı böyle bir kargaşa içinde görüyorsanız bu, bunun etik bir şekilde yapılmıyor olmasındandır. Evliler eşleriyle, bekarlar ilişkisiyle bunu aşmak zorundalar. Aksi takdirde, ruhsal gelişimi amaçlamış ama kırmızı görmüş boğa gibi karşı cins arayan birini bu tutum tıkar, gelişmesine engel olup egoyu besler.. Sorun egoyu beslemeden çözülmelidir.. Egoya hizmet edilirse, ki örnekleri spritüel hocalarda mevcuttur, çalışma grupları cinsellik gruplarına dönüşecektir.. Reiki grupları sex localarına, Deeksa da kardeşçe sarılmalar yataklarda son bulup, toplu meditasyonlar grup sexlerine dönüşecektir…böylece ego tadmin olmur ama bireyin kendisi (ruh) kendini hiç de iyi hissetmeye cektir. Tek eşlilik ve etik bir birliktelik ruhsal gelişime hizmet ederken, aksini yapmak egoyu geliştirip ruhsallığı, yani bireyi küçültüyor. Sex bütünlüğe ulaşmada sadece bir araç, ve o bütün araçlar gibi zamanı geldiğin de bırakılmalıdır. Çünkü insan her şekilde tatmin edilmesi gereken, hiç doymayan egosu değil; ruhun bizzat kendisidir. Ruhsal alanda yapılan keşifler gösteriyor ki, ruh ancak yüksek bir etik ve ahlaksal değer lerle büyürken aksi onu zayıflatmakta ve sonsuz potansiyelinden uzaklaştırmaktadır. Dinlerin bunun uzerinde ısrarla durması bosuna degil… Denetimden cıktıgında uygarlıkların yıkılmasına sebep olan cinsellik bireyleri yıkmak şöyle dursun, yakıp kül edecektir…

(bu yazı dizisi üç bölümdür, devam edecek)

http://www.olumludusun.tr.gg

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: